CHP’li Başevirgen:“Üreticinin ve Üretimin Olmadığı Yerde Ne Süt Olur Ne Peynir.”

CHP Manisa Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, market raflarında sütün fiyatı aşırı artarken,  üreticilerin zarar ediyor olması ve süt ineklerini kesime göndermesinin büyük bir tehlikenin habercisi olduğunu söyledi.

İktidarın, “faiz sebep, enflasyon sonuç” paradoksunun bir benzerinin de süt üretiminde yaşandığını söyleyen Başevirgen, “İktidar çiğ süt fiyatlarını ne kadar düşük tutarsa süt ürünlerinin fiyatının da o oranda düşük kalacağını sanıyor. Oysa ekonomide bir malın fiyatını belirleyen maliyet, arz/talep dengesi gibi birçok unsur var. Özellikle de normal piyasa koşullarında belirleyici ana unsur maliyettir.” dedi.

“İktidar ekonomik gerçeklikten ne kadar koptuğunu gösteriyor”

Piyasada kesif yemin kilosunun 7 lira civarında olduğunu,  iktidarın belirlediği fiyatla yetiştiricilerin 1 litre süte karşılık 1,2 kilo yem alabildiğini ifade eden Başevirgen,  “Dünyaca kabul görülen çok basit bir denklem var, üreticiler sattığı 1 litre süte karşılık en az 1,5 kilo kesif yem alabilmeli ki üretime devam edebilsin. Üreticiyi bu fiyata mecbur bırakıp sonra da ‘zarar eden üretici yok’ diyen iktidar, aslında ekonomik gerçeklikten ne kadar koptuğunu gösteriyor.” Diye konuştu.

“Maliyet hesabı ortada”

CHP’li Başevirgen yaptığı maliyet hesabı ile süt üreticiliğinin sürdürülemez hale geldiğini söyleyerek, “Günümüz koşullarında bir işletmenin 1 litre süt maliyeti 8,5 lira, yani sütün satış fiyatı ile aynı. İşletmenin kar olarak elinde kalan tek şey buzağısını kaybetmeden satabilmek. Ülkemizde buzağı kaybı oranı %8 civarında. Yani 50 ineği olan bir işletmede, sağlıklı bir şekilde satılabilecek buzağı sayısı 46 baş. Bu da, adedi 4 bin liradan 184 bin lira eder. Asgari 4 milyon liraya kurulan ve yıllık gideri 2,5 milyon lira olan bir işletmeden bir yılda elde edilen kazanç bu kadar az olur mu? Basit bir oranlama yapıldığında bu işletmenin yıllık kar oranı %2 civarında. Ülkemizde yıllık dolar artışı, enflasyon oranı ya da faiz oranı karşısında bu işletmenin karda olduğu söylenebilir mi?” diye sordu.

“Üreticinin ve üretimin olmadığı yerde ne süt olur ne de peynir.”

İktidarın çiğ süt fiyatları baskılanarak market fiyatlarını durduramayacağını ifade eden Başevirgen, “Eğer iktidarın önceliği sanayici ve tüketici refahı ise, öncelikle market fiyatlarına daha ağır yansımaları olan enerji, nakliye ve diğer giderlerini dizginlemeye çalışsınlar. Zararına üretim yaptırarak uzan vadede ne sütün raf fiyatını düşük tutmak ne de üretimi devam ettirmek mümkündür. Üreticinin ve üretimin olmadığı yerde ne süt olur ne de peynir. “ dedi.

“Çözüm belli, iktidar uygulamaya yanaşmıyor”

Bu kötü tabloyu ortadan kaldırmak için çözümün belli olduğunu, ancak iktidarın bu çözümleri uygulamaya yanaşmadığını söyleyen Bekir Başevirgen, “ İktidara tekrar sesleniyoruz, zaman kaybetmeden:

*Süt/ yem paritesi, destek primi hariç asgari 1,5 seviyesine çıkarılmalı.

*Süt prim desteği artırılmalı ve yararlanma şartlarının, tüm yetiştiricileri kapsayacak şekilde kolaylaştırılması sağlanmalı.

*Damızlık hayvancılık destekleri sadeleştirilmeli ve destek miktarı artırılmalı.

*Yetiştiricilerin elinde bulunan erkek dana ve düvelerin değerini artırıcı yeni projeler hayata geçirilmeli.

*TMO, indirimli arpa, buğday ve mısır satışında kullandığı ödeneği, yem desteği olarak direk yetiştiricilere vermeli.

*Kaba yem kaynaklarının artırılması için yem bitkisi ekimi yapanlara ilave destekler verilmeli.

*Yetiştiricilerimizin akaryakıt, elektrik, su, işçilik ve nakliye gibi işletme giderleri ayrıca sübvanse edilmeli.

Aksi takdirde süt fiyatları katlanarak daha da artacak. Vatandaşlarımız süt ve süt ürünlerini tüketmekte büyük sıkıntılar yaşayacaktır. “ diye konuştu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir