Türkiye’nin Badem Üretiminin Yüzde 22’si Adıyaman’da Gerçekleşiyor

Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Adıyaman’ın Kâhta ilçesinde badem hasadına katıldı. Burada tarım aracı kullanan Kirişci, hasatta çalışan işçilerle bir süre sohbet etti.

Kirişci, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’de son yıllarda Adıyaman’ı bir numara yapan badem konusunun öne çıktığını söyledi.

Türkiye’nin badem üretiminin yüzde 22’sinin Adıyaman’da gerçekleştirildiğini belirten Kirişci, şöyle devam etti:

“Bu manada önemli bir oyuncu. Tabii ki bademle ilgili burada üretim faaliyetlerini yerinde incelerken bademe ilişkin de yine biraz sonra göreceğiz, yeşil kabuğun soyulması işlemleri de dâhil bademin gördüğü iş ve işlemleri değerlendirmiş, incelemiş, görmüş olacağız. Bizim özellikle altını çizdiğimiz husus var o da şudur. Ülkemizin kent tarımı adı altında her bir ilinin kendi ihtiyacı olan ürünleri kendi coğrafyasında üretiyor olmasıdır. Bu bizim için oldukça önemli. Artık lojistik çok önemli bir maliyet unsuru. Sıklıkla dile getirilir, ‘tarlada domates bu kadar, markette bu kadar’ diye. Evet aradaki ticari zincirler bunda etkilidir ama buradaki önemli etkenlerden birisi lojistiktir. Tek başına lojistik bir faktör olmakla kalmıyor ama aynı zamanda düşünün raf ömrü kısa olan bir ürünün işte belki de bir 24 saat yolculuk yapıyor. Bu yolculuğu da konforlu araçlarda yapmıyor. Bir domatesi, salatalığı düşünün, toplanıyor, kasalara konuluyor sonra paletlere yükleniyor, paletlerden kamyona, kamyon yola çıkıyor, saatlerce yol kat ediyor, doğal olarak tazeliğinden artık kayıplar yaşıyor. Yani o bildiğiniz taze domates gidiyor artık yavaş yavaş böyle raf ömrünün birkaç gününü geride bırakmış domates haline geliyor. Bu da bir yaş meyve ve sebzede özellikle raf ömrünün kısalığı nedeniyle de kayıp oranımızı artırıyor. Biz istiyoruz ki bu da önlenmiş olsun.”

Kirişci, egzoz emisyonun küresel ısınmaya neden olduğunun söylendiğini dile getirerek, bunun önemli adımlarından bir tanesinin de sebze ve meyvelerin kat ettiği yolu kısaltıp egzoz emisyonunu minimuma indirebilmek olduğunu söyledi.

“BİR ÜLKE İSTİYORUZ Kİ KENDİ İHTİYAÇLARINI KENDİSİ ÜRETSİN”

Bir şehrin ihtiyacı olan salatalığı, domatesi, biberi, fındığı, üzümü, kayısıyı, şeftaliyi o şehirde üretmenin önemine dikkati çeken Kirişci, şunları kaydetti:

“Biz buna kent tarımı adını veriyoruz. Kent tarımı sayesinde bahsettiğim bir lojistik maliyetlerinin düşürülmesi, iki ürün tazeliğinin olabildiğince kaybında daha başarılı olunması, üçüncüsü egzoz emisyonu nedeniyle çevreye daha duyarlı sergileniyor olması, dördüncüsü insanların yerinde istidamı, çünkü biz kentlerimizi boşalttık, küçük kentlerimiz de dâhil. Artık büyük kentlerde kümelenen bir nüfus ortaya çıktı. Kırsalımız zaten boşalmıştı. Beşincisi de bir ülke istiyoruz ki kendi ihtiyaçlarını kendisi üretsin. Türkiye olarak biz de bunun gayreti içerisindeyiz. Bir ilde istemeli ki kendi ihtiyaçlarını onları kendi kentinde üretebilsin. Hele raf ömrü kısa olan meyve ve sebze. Elbette stratejik ürünlerin üretimi konusu bizim için önemli. Kent tarımını herkesin ezberlemesini istiyorum. Bu, üretim, taze ürüne erişim, istihdam, refah, çevreye daha duyarlı bir sistem demektir. Bilhassa bundan şehir kazanacaktır. Bundan Türkiye olarak hepimiz kazanmış olacağız.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.