“2. Türkiye Çiftçi Zirvesi”Düzenlendi

“2. Türkiye Çiftçi Zirvesi” Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin katılımıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı himayesinde Turkuvaz Medya Merkezi’nde düzenlendi.

Bakan Nebati, tarımsal üretimin Türkiye için stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayarak, bu nedenle çiftçilerin, dünden bugüne kendilerinin her daim göz bebeği olduğunu söyledi.

Küresel salgın dönemi ve ardından başlayan Rusya-Ukrayna savaşının, gıda sektörünün stratejik öneminin tüm dünya tarafından bir kez daha hatırlanmasını sağladığını anımsatan Nebati, “Ülkemizde tarımı geliştirmek ve çiftçilerimize daha iyi koşullar sunabilmek için projeler geliştiren, bu konuyu kendisine dert edinen tüm değerli konuklarımızla bugün, 2. Çiftçi Zirvesi çatısı altında bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduğumu belirtmek isterim.” dedi.

Son 20 yılda Türkiye’nin her alanda önemli atılımlar gerçekleştirdiğini ve bu sürece yakinen tanıklık eden sektörlerin başında da tarım ve hayvancılık sektörünün geldiğini belirten Nebati, sektörde bir yandan makineleşmenin hızlanırken, diğer yandan da verimlilik artışı ve ürün çeşitliliğinin sağlandığına hep birlikte şahit olunduğunu kaydetti.

Temmuz ayı itibarıyla yıllıklandırılmış tarım ürünleri ihracatının 7,6 milyar dolar ile Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını bildiren Nebati, “Bu, hepimizin ortak başarısıdır. Biz birlikten bereket doğduğuna inanan bir anlayışa sahibiz. Bu yüzden her konuda istişarelerde bulunuyor, birlik içinde ilerlemeye önem veriyoruz. İnanıyorum ki ortak ideallerimiz ve ortak gayretlerimiz ilerleyen dönemde beraberce çok daha güzel sonuçlar almamızın da önünü açacaktır.” dedi.

“Çiftçilerimize bütçeden 39,2 milyar lira destek sağladık”

Tarım sektörünün stratejik önemi çerçevesinde yeterli ve güvenilir gıda arzının sağlanması, verimliliğin artırılması ve refah artışının sağlanması amacıyla üreticileri kapsayıcı uygulamalarla desteklemeye devam ettiklerini aktaran Nebati, “Bu yaklaşımla geçtiğimiz yıl çiftçilerimize bütçeden 24 milyar lira destek sağladık. Bu sene de bu rakamı 39,2 milyar liraya yükselttik. Birçok tarımsal üründe yeni alım fiyatları açıklayarak ve alım fiyatlarında bir önceki yıla göre önemli oranlarda artış yaparak üreticilerimizin yanında olmaya devam ettik. 2002 yılında sadece 5 ürüne prim desteği verilirken, bugün tam 18 ürüne prim desteği sağlıyoruz.” diye konuştu.

Bu sezon buğday ve arpada Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) alım fiyatlarını yukarı yönlü revize ederek ekmeklik buğdayda yıllık yüzde 187, arpada yıllık yüzde 226 artış sağladıklarını kaydeden Nebati, ayrıca ürününü TMO’ya satan çiftçilere verilen tarımsal desteklere ilave olarak 2022 yılında buğday için ton başına 1.000 lira, arpa için 500 lira prim ödenmesini sağladıklarını bildirdi.

TMO’nun bu sezon önemli miktarda buğday ve arpa alımı gerçekleştirdiğini aktaran Nebati, TMO’nun diğer bazı tarımsal ürün alımlarının da devam ettiğini, kabuklu fındıkta yıllık yüzde 96, çekirdeksiz kuru üzümde yüzde 108 seviyesinde artış yaptıklarını kaydetti.

ÇAYKUR’un yaş çay alım fiyatında yıllık yüzde 73 seviyesinde artış yaparak çay üreticilerini desteklemeye devam ettiklerini belirten Nebati, Türkşeker’in şeker pancarı alım fiyatında da yıllık yüzde 245 artış gerçekleştirerek pancar üreticilerinin yanında olduklarını söyledi.

“Hayvancılık alanındaki destekler de devam ediyor”

Bunlara ek olarak hayvancılık alanındaki desteklerin de devam ettiğini aktaran Nebati, “Süt üreticilerimize 15 Mayıs-30 Eylül dönemi için litre başına 20 kuruş ödenmesi planlanan çiğ süt destek primini 30 kuruş artırarak 50 kuruşa çıkardık. Ayrıca, dana karkas ve kuzu karkas alım fiyatını kilogram başına 2 lira artırdık. Türkiye genelinde hayvan başına 370 lira olan buzağı desteğini de 500 liraya yükselttik. Bu yılın ilk 8 ayda 753 bin üreticimize 95 milyar liralık Hazine faiz destekli kredi kullandırdık. Böylelikle üreticilerimizin 2022 yılı başından bu yana toplam 5,5 milyar liralık kredi faizini Hazinemizce karşıladık. Yıl sonunda bu tutarın yaklaşık 10,8 milyar liraya yükseleceğini öngörüyoruz. Çiftçilerimizin en önemli girdi maliyetlerinden biri olan enerji maliyetlerini de önemli ölçüde düşürmek, hatta zamanla sıfırlamalarını sağlamak için büyük bir gayret gösteriyoruz. Bu maksatla Tarımsal Sulamada Güneş Enerjisi Santralleri kurulmasını destekliyoruz. Bu konudaki talepler çok hızlı şekilde karşılanıyor.” ifadelerini kullandı.

Tarımsal sulamada elektrik teslimlerinde KDV oranını yüzde 18’den yüzde 8’e indirdiklerini anımsatan Nebati, şunları kaydetti:

“Ayrıca, tarımsal sulama projeleri kapsamında DSİ ile TOKİ arasındaki iş birliğine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı’nı yayımladık. Bu sayede, öncelikli olarak yaklaşık 391 bin hektarlık alanı içeren 143 sulama projesini hayata geçirmeye yönelik TOKİ’ye, Ziraat Bankası öncülüğünde 2 yıl ödemesiz 7 yıl vadeli kredi kullandırılacaktır. Diğer taraftan atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması amacıyla belirlenen projelere yüzde 75’e kadar hibe desteği sağlıyoruz. Lisanslı depoculuğa verdiğimiz desteklerin de katkısıyla lisanslı depo kapasitemiz yaklaşık 8,6 milyon ton seviyesine ulaşmış bulunuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sertifikalandırılan tüm tohumluk fide ve fidanların KDV oranını da yüzde 1’e çektik. Yerli üreticilerimizi korumak için ham ayçiçeği yağı ithalatında dış ticaret tedbirlerini hayata geçirmiş bulunuyoruz.”

“Gıda arz güvenliğine yönelik gerekli tüm tedbirleri aldık”

Nureddin Nebati, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve arz güvenliği kapsamında hem üreticilere hem de tüketicilere yönelik gerekli tüm tedbirleri aldıklarını belirterek, “Gıda Komitesi toplantılarımızın en önemli maddelerinden biri gıda arz güvenliğidir. Böylece Avrupa’da ve Amerika’daki marketlerde karşılaşılan boş raflar bizim ülkemizde görülmemiştir ve inşallah hiç görülmeyecektir. Komitemizde aldığımız kararların da katkısıyla küresel düzeydeki olumsuz gelişmelere rağmen temel gıda ürünlerinde ülkemizin arz güvenliği bakımından bir sıkıntısı yoktur ve TMO stoklarımız önemli oranda artırılmıştır.” dedi.

Türkiye’nin, diplomasi alanında uygulanan politikalarla küresel gıda arz güvenliğinin sağlanmasında önemli bir aktör ülke konumuna geldiğini ifade eden Nebati, “Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımızın girişimleri ve liderliğiyle imzalanan Tahıl Koridoru Anlaşması, yeterli gıdaya erişim problemi yaşayan birçok ülkenin önemli ölçüde rahatlamasını sağladı. Bununla birlikte 2022 yılı içinde 12 dolara kadar ulaşan buğdayın kile fiyatı, Tahıl Koridoru Anlaşması sonrasında yüzde 25’e varan bir düşüşle 8,4 dolara kadar gerilemiştir. Bu, kelimenin tam anlamıyla küresel gıda piyasalarında Erdoğan etkisidir’. Bu yüzden Sayın Cumhurbaşkanımız; bugün dünya kamuoyu nezdinde de inisiyatif alabilen, çözüm üretebilen gerçek bir lider konumundadır. Biz Türkiye’de aldığımız önlemlerle ve bulunduğu ortam itibarıyla erken tedbirler alarak şu an depolarımızı doldurduk. Ama emin olun G20 toplantılarının en önemli konularından bir tanesi gıda güvenliği. Ben bilerek ‘Erdoğan etkisi’ diyorum uluslararası literatüre girmesi için. Sayın Cumhurbaşkanımızın almış olduğu inisiyatifle G20 ülkeleri başta olmak üzere dünya önünü görebilecek bir konuma erişmiştir.” şeklinde konuştu.

İklim değişikliğiyle mücadelenin günümüzde ülkelerin en önemli gündem maddelerinden biri haline geldiğini vurgulayan Nebati, Eylem Planı dahilinde, sürdürülebilir tarıma yönelik gıda kayıplarının ve atıkların azaltılması, biyo-gübre kullanımının yaygınlaştırılması ve organik üretimin teşvik edilmesine yönelik çalışmaları sürdüreceklerini ve bu konuları son derece önemsediklerini söyledi.

Enflasyon sepeti içerisinde en yüksek ağırlığa sahip kalemin halkın geniş bir kesimini ilgilendiren gıda olduğunu vurgulayan Nebati, “Gıda enflasyonunun halkımız üzerindeki olumsuz etkisini azaltmak için temel gıda maddelerinde KDV oranlarını indirdik. Gıda fiyatlarını da yakından takip ediyoruz. Üretici ve hal fiyatları ile perakende fiyatları arasındaki farkın takibi ve nedenlerinin analizine yönelik çalışmalar yapıyoruz.” dedi.

“Planlı tarımsal üretimi ve sözleşmeli tarımı hayata geçirmek için çalışmalarımızı hızlandırdık”

Mevcut küresel krizin dünyada önemli sorunlara sebep olduğunu vurgulayan Nebati, sözlerini şöyle tamamladı:

“Biz de enflasyon boyutuyla bunu ülkemizde yaşıyoruz ve ilerleyen süreçte de tedricen aşacağımızı beyan ediyoruz. Ancak öte yandan unutmayalım ki enerji ve gıda arz sorunlarıyla boğuşan, resesyon ve stagflasyon kaygıları taşıyan birçok ülkeye nazaran Türkiye, hem gıda hem de enerji arz güvenliğini sağlayabilen, istikrarlı bir şekilde büyümeye, istihdam oluşturmaya devam eden, sağlam bir ekonomiye ve diplomatik güce sahiptir. Kaldı ki yaşanan küresel dönüşüm, ülkemizin sahip olduğu birçok rekabetçi avantajıyla, ilerleyen dönemde ciddi kazanımlar elde edebileceğimizin de sinyallerini net bir şekilde veriyor. Esasen bizim tüm derdimiz, inançla ve azimle çalışarak bu yeni dönemin bize sunacağı fırsatları en iyi şekilde değerlendirmektir. İnanıyorum ki ülkemizi beraberce küresel arenada parlayan bir yıldız olarak yükseltmeye devam edeceğiz. Bu ideallerimizle yol alırken stratejik öneme sahip tarım sektörümüzün ve tarıma dayalı sanayinin gelişmesine elbette büyük önem veriyoruz. Bu kapsamda, tarım sektörünün en önemli ihtiyaçları arasında yer alan ‘planlı tarımsal üretimi ve sözleşmeli tarımı’ hayata geçirmek için çalışmalarımızı hızlandırdık. Dünya genelinde yaşanan sorunlar karşısında çiftçilerimizin finansal ihtiyaçlarını sıkıntı çekmeden sağlamalarını temin etmek üzere ilgili kurum, kuruluş ve sektör temsilcileriyle iş birliği içerisinde çiftçilerimizi desteklemeye kesintisiz şekilde devam edeceğiz.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir