Dolar 32,5814
Euro 34,7990
Altın 2.423,44
BİST 9.645,02
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Az Bulutlu
İstanbul
24°C
Az Bulutlu
Çar 22°C
Per 20°C
Cum 20°C
Cts 19°C
Lösev

Tarım Alanlarının Amacı Dışında Kullanılması Yaşanan Kayıpları Arttırdı

Tarım Alanlarının Amacı Dışında Kullanılması Yaşanan Kayıpları Arttırdı
24 Şubat 2023 5:39 am | Son Güncellenme: 24 Şubat 2023 5:58 pm
311

Tarım Platformu tarafından, “Depremler, Tarım Sektörüne Büyük Zarar Verirken, Tarım Topraklarının Amaç Dışı Kullanımının Yol Açtığı Zararları da Gözönüne Serdi” konulu bir basın toplantısı düzenlendi.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası’nda düzenlenen toplantıya Tarım Platformu Yürütme Kurulu Üyeleri adına TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı Hüseyin Demirtaş, KESK TARIM ORKAM-SEN Genel Başkanı Ahmet Keleş, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Yazman Üyesi Esef Özat ve Veteriner Hekimler Derneği Genel Başkanı Dr. Gülay Ertürk’ün katılım sağladı.

Tarım Platformu dönem sözcüsü Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı Hüseyin Demirtaş tarafından yapılan açıklamada;

Acımız Büyük, Geçmiş Olsun Türkiye.

Kahramanmaraş depremleri, ülkemizde çok sayıda can kaybına yol açmakla kalmadı, ülke ekonomisine, kırsal alana ve hayvancılığına da büyük bir darbe vurdu.

Cumhuriyet tarihimizin en yüksek can ve mal kaybına yol açan ardışık depremlerde yaşamını yitiren tüm yurttaşlarımıza rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Depremlerden büyük zarar gören 11 il, bitkisel üretimin ve hayvancılığın yoğun olarak yapıldığı yerlerdir. İlk aşamada arama kurtarma ve yardım çalışmaları köylerde kentlere göre daha büyük zorluklarla karşılaşmış, kırsal alanda yaşayan depremzedelere çadır dahil barınma, gıda ve ilaç yardımları da gecikerek ulaşmaktadır.

Hayvancılık alanında uğranan zararın her geçen gün büyümesi önlenmelidir

2022 yılı resmi verilerine göre, depremden etkilenen 11 ilde 4.900`ü aşkın köy/büyükşehirlerde mahallede yaklaşık 2,5 milyonu aşkın kırsal nüfus yaşamakta, bölgedeki 2 milyondan fazla büyükbaş ve 9 milyondan fazla küçükbaş hayvan ülkemizdeki toplam hayvan varlığının yaklaşık %15’ini oluşturmaktadır.

Bölgede genellikle küçük ve orta ölçekte yaygın olarak yapılan küçük ve büyükbaş hayvancılık depremden büyük zarar görmüştür. Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci tarafından Malatya, Adıyaman ve Osmaniye özelinde açıklanan verilere yıkılan ve ağır hasar gören büyükbaş ve küçükbaş işletmelerinin sayısı 2.800’ün üzerindedir.

Deprem illerinde halen elektrik, su, yem ve gıda sağlanmasında aksaklıklar yaşanmaktadır. Bölgedeki hayvan yetiştiricileri barınma, su ve yem sıkıntısı çekmekte, süt sağımı yeterince yapılamamakta, bazı önlemler alınsa da sağılan sütler yeterince değerlendirilememektedir. Bölgedeki yetiştiriciler bakamadıkları hayvanları bir an önce satarak elden çıkarmaya çalışmakta, bu da fırsatçıların eline düşmelerine neden olmaktadır.

Tüm illerde büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar için hasar tespiti verileri resmi olarak güncel açıklanmamakla birlikte, kanatlılar ve arıcılık zararları da henüz tam olarak belirlenememiştir. Örneğin, Sultansuyu barajının bentlerinde çatlaklar oluşması ve boşaltılması nedeniyle 100 tonun üzerinde yetişmiş balığın yanı sıra, 14 milyon yavru balık kaybı yaşandığı bilinmektedir.

Henüz ulaşılamamış bölgelerden gelecek rakamlarla hayvancılık alanında uğranılan zarar, tahmin edilenin ötesine geçebilecektir.

Bölgede, Tarım Platformu üyesi tüm bileşenler kendi alanlarında ilk günden günümüze kurtarma onarma ve geleceği planlama konularında katkılarını sunmaktadır. Örneğin, Yaralı hayvanlar için veteriner hekimler, Belediyeler ile işbirliği halinde kendi olanaklarıyla Türk Veteriner Hekimler Birliği (TVHB) yönetimindeki bölge Veteriner Hekimler Odaları’nın gayretleriyle temin edilen çadır ve konteynırlar da, yaralı ve enkaz altındaki hayvanların tedavilerini üstlenmiştir. AFAD ve Kızılay’dan gelen ihbarların TVHB kriz masasına iletilmesiyle, Türk Veteriner Hekimler Birliği (TVHB) koordinatörlüğünde ve Veteriner Hekim Odaları’ndan gelen gönüllü veteriner hekimler ile yaralı hayvanların tedavileri üstlenilmiş ve gerek çiftlik gerekse pet hayvanlarının yem, su, mama, ilaç gibi ihtiyaçlarının karşılanmasında gerekli iletişim sağlanmıştır. Bu gönüllü çabalar kamu yönetimi ile eşgüdümlü olarak uzun soluklu sürdürülmelidir.

Acil olan ve gönüllü katkılarla giderilmeye çalışılan yem ihtiyacı da, verilen yetersiz resmi destekler ötesi, orta ve uzun vadede eşgüdümlü olarak somut olarak giderilmelidir.

Tarım sektöründeki zararlar bitkisel üretimi de etkileyecektir…

Son yıllar yanında bu yıl yaşanan kuraklık ülkemizde ve de deprem bölgesi illerinde tarıma ağır bir darbe vurmuştur. Kar yağışı yanında Nisan-Mayıs aylarında yeterli ve düzenli yağışların olmaması kuraklık etkisini artıracaktır. Bölgede ekilen buğdayın çimlenmesi için bir çok alanda sulama yapılması gerekmektedir.  Yine bölgede yetiştirilen pamuğun, baklagillerin ve sebzelerin ekim zamanı yaklaşmaktadır. Kayısı, antep fıstığı, zeytin, narenciye bahçelerinde gerekli bakımların yapılması gerekmektedir. Şu an narenciye hasatında iş gücü sorunu da yaşanmaktadır.

Deprem sırasında çiftçinin yalnızca evi ve besihaneleri yıkılmakla kalmamış traktör, alet ve edevatının büyük bir bölümü de enkaz altında kalmıştır. Bitkisel üretim ve hayvancılık faaliyetlerinin yeniden başlayabilmesi için acilen üretimin korunması ve canlandırılması gerekmektedir. Aksi takdirde üretim araçlarından mahrum kalan ya da bunları elinden çıkaran çiftçiler köylerini ve üretimi terk etmek zorunda kalacaktır.

Tarımda depremi, yaşanan son depremler öncesinde yaşamaktayız. Bölgede çiftçilerin üretimi terk etmesinin yaratacağı sonuçların başında gıda maddelerinin üretiminin azalması, buna karşılık fiyatlarının artması gelmektedir. Bu da, tarım ürünleri ithalatının artmasına ve stratejik bir sektör olan tarım sektöründeki gerilemenin hızlanmasına yol açacaktır.

Tarımsal üretim ile gıda sanayi bütünleşmesi kopmasın…

Unutmayalım ki; Türkiye genelindeki toplam 450.723 gıda işletmesinin 54.573’ü depremden  büyük zarar gören illerde yer almaktadır. Örneğin, resmi rakamlara göre Adana’da 13.300, Gaziantep’te 8.839, Hatay’da 8.829, Diyarbakır’da 8.600, Kahramanmaraş’ta 5.400 gıda işletmesi vardır. Bu gıda işletmelerinde işlenen ürünler iç tüketimde kullanıldığı gibi ihraç da edilmektedir. Bölgede bitkisel üretim ve hayvancılık sektörünün uğradığı zararlar acilen giderilmediği takdirde bu işletmelerin varlığı da tehdit altına girecektir.

Birincil üretim, gıda sanayi, gıda tedarik zincirindeki kopukluklar yaşanan sorunlara deprem sonrası yeni sorunlar ekleyecektir.

Tarım alanlarını amacı dışında kullanılması yaşanan kayıpları artırmıştır.

Depremin bize verdiği derslerin en önemlilerinden biri de tarım alanlarının amaçları dışında kullanılmasının yarattığı zararları tüm topluma göstermesidir.

Türkiye’de 2022 yılı resmi verilerine göre tarım alanları son 10 yılda yüzde 5, son 19 yılda ise yüzde 12 gerilemiş, kayıtlı çiftçi sayısı da son 5 yılda yaklaşık yüzde 29, son 10 yılda ise yüzde 55 oranında azalmıştır.

Ülkemizde tarım topraklarının amaç dışı kullanılması anayasa tarafından yasaklandığı halde, yasalardaki korumalarda bu yasak “istisna maddeleri” çıkarılarak çiğnenmiştir ve çiğnenmeye devam edilmektedir.

Tarımsal üretimde kullanılması gereken büyük ova koruma alanlarının, mutlak tarım arazilerinin, zeytinliklerin, kayısı bahçelerinin, meraların imara açılması yaşanan can ve mal kayıplarını artırmıştır.

Bölgedeki özellikle Çukurova ve Amik ovası, Adıyaman, Gaziantep, Maraş ve Malatya illerindeki verimli ovalarda yer alan tarım toprakları üzerinde devasa kentler yükselmiş, bunların ihtiyaçlarını gidermek için sulak alanlar üzerine yerleşim yerleri, hava alanları, sanayi siteleri kurulmuştur. Bu nedenle, son depremde kırsal bölgelerde nispeten daha az zarar görülürken bu tür kentlerde büyük ölçekli yıkımlar yaşanmıştır. Oysa gevşek zeminli alüvyal toprakların imara açılmayıp tarımsal üretimde kullanılması sağlansaydı bugün felaketin etkileri bu boyuta çıkmazdı.

Yaşadığımız deprem felaketinden çıkarılacak en önemli derslerden biri de elde kalan tarım topraklarının korunmasının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ulusal ve insani bir görev olduğunun kavranması olacaktır.

Kentsel ve kırsal yıkılan alanların yeniden inşaasına yönelik yer seçimi arayışlarında tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına izin verilmemelidir.

Alınması gereken acil önlemler

Bizler Tarım Platformu bileşenleri olarak önümüzdeki günlerde ivedilikle, deprem bölgesine yapılması gereken kısa ve orta vadede aşağıdaki önerilerimizi kamu oyu ile paylaşıyoruz.

  • Hayvan kayıpları ile yıkılan ahır, ağıl ve kümeslerin tespitlerine hızla devam edilmelidir. Hayvanların barınabilmesi için ilk aşamada uygun ve yeterli çadır ihtiyacı hızla karşılanmalı kısa sürede uygun dayanıklı barınaklar inşa edilmelidir. Hayvanların yem ihtiyacını kısa süreli değil uzun soluklu olarak karşılanmalı, yaralı hayvanların tedavilerine zamanında ve hızla müdahale edilmeli, süt hayvanlarından toplanan sütlerin değerlendirilmesine devam edilmelidir.
  • Bitkisel ve hayvansal üretimin kesintisiz olarak devamı doğrultusunda ek bütçe ile yetersiz olan toplam tarımsal destekleme bütçesi artırılmalı; gübre, mazot, ilaç tohum desteği verilmeli, T.C. Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifleri ve özel bankalardan kredi kullanana çiftçilerimizin kredi borçları faizsiz yapılandırılmalıdır.
  • Üreticilerimizin BAĞKUR ve SSK prim ve ödemeleri ötelendirilmeli veya ilgili kurum tarafından ödenmelidir.
  • Bölgede sulama alt yapısı, su depoları, yeraltı suları, sulama sistemleri kontrol edilmeli, deprem nedeniyle meydana gelen değişimler ve kayıplar tespit edilerek acilen sistemin çalışır hale getirilmelidir. Tarımsal üretim sırasında hem bitkilerin hem de hayvanların su ihtiyaçları aksamadan ve sağlıklı olarak temin edilmelidir. Aksi halde hayvan hastalıkları ve bitkilerde gelişim bozuklukları nedeniyle üretimde ciddi kayıpların yaşanacağı unutulmamalıdır.
  • Depremzede üreticilere barınak besihane, yem depolarının yenilenmesinde Kırsal Kalkınmayı Destekleme Programı (KKYDP) Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) ve deprem fonu kaynaklarından yararlanma konusunda öncelik verilmelidir.
  • Bölgede bir taraftan çiftçiye girdi tedarik eden firmalar, diğer taraftan ürünü depolayan, işleyen ve pazarlayan sanayicilerde çiftçilere verilen destekler benzeri desteklemelerle güçlendirilmeli, biran evvel faaliyetlerine devam etmeleri için gereken yardımlarda bulunulmalıdır.
  • Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere uygulanan %40`lık “hasar oluşması” zorunluluğu bir defaya mahsus olmak üzere en fazla %10 ile sınırlı tutulmalı ve TMO gibi Tarım Satış Kooperatifleri de depremzede çiftçilerin elindeki depoluk ürünleri koruma altına alınmalıdır.
  • Kırdan kente göçü engellemek için, kırsal alanların yaşam koşulları cazibe merkezi haline getirilmelidir.
  • Deprem sonrasında bitkisel ve hayvansal üretim konusunda kısa ve orta vadeli onarıcı bütüncül somut planlar bir an önce yapılmalı ve kamucu politikalar uygulanmalıdır.

Son söz olarak…

Görüldüğü üzere mutluluk beton yığınları arasında yaşamakla, betona yatırım yapmakla değil, doğaya dönüş ve toprağa saygıyla mümkündür. Ülkemizde yıllardır uygulanan yanlı ve yanlış tarım politikaları, derinleşen ekonomik krizi ve yüksek gıda enflasyonuna depremin etkilerinin eklenmesi sonucu ortaya çıkan ağır sorunlar ancak, somut kamucu tarım ve kırsal kalkınma politikalarıyla aşılabilir.”

Kaynak:https://www.zmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=37864&tipi=17&sube=0

REKLAM ALANI
YORUMLAR