Türkiye’nin Ata Tohumları Tehlike Altında

Türkiye’nin çok önemli Ziraat Mühendisleri ve farklı alanlarda bir grup bilim insanının kurduğu Tohum Platformu son günlerde basında sıkça yer alan 7 bin yıllık buğday ile kuraklığa çözüm bulundu, ata tohumları ile dünyayı doyurabiliriz türünden açıklamalarıyla ilgili durum değerlendirmesi yaptı.

Tohum Platformu Kurucularından Prof. Dr. Nusret  Zencirci ve Prof. Dr. Fahri Altay, Doç. Dr. Hasan Ekiz “Tarımın öneminin giderek anlaşılması nedeniyle kötü niyetli olmasa da herkes konuya ilgi duyup kendi çapında destek olmaya çalışıyor. Tüm bu çabalar kıymetli olmakla birlikte Türk tarımının geleceği için gerek kaynakların etkin kullanımı gerekse genetik kaynakların kaybolmasına yönünde çeşitli tehlikeler içermektedir” diyerek açıklamalarda bulundu. Bilim insanları son dönemde “7 bin yıllık buğday bulduk” açıklamaları düpedüz dolandırıcılıktır açıklamasını yaptı.

Prof. Dr. Fahri Altay, son günlerde uzman olmayan kişiler tarafından yapılan açıklamalar insanların tarım konusundaki hassasiyetlerinin kullanılmasına neden oluyor. Bu tarz açıklamalara müdahale edilmezse tarımla gelecekte Türk tarımı çok zarar görecek diyerek tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekti.

GENETİK KAYNAKLAR TEHLİKE ALTINDA

Prof. Dr. Nusret Zencirci, “Kontrolsüz tohum takasları yüzünden gerçek siyes, gerçek iza bulunamaz oldu. Tüm çeşitler birbirine karıştı. Tarlada kontrolsüz ekim demek türlerin birbiriyle tozlaşması ve uzun vadede çeşitlerin bozulması anlamına gelir. Bu da Anadolu’nun sahip olduğu binlerce yıllık genetik zenginliğin bozulması anlamına gelir. Buna dur dememiz lazım. Bu tarz çalışmalar izlenmeli, kontrol altına alınmalı.”

7 BİN YILLIK DEĞİL 10 YILLIK BUĞDAY BİLE YEŞERTİLEMEZ ÖYLE BİR TEKNOLOJİ YOK

Tohum Platformu Kurcusu Mine Ataman,

“Öncelikle geçen haftalarda basında sıkça yer alan 7 bin yıllık tohum ile kuraklığa çözüm getirildi haberi doğruyu yansıtmamaktadır. Tohumlar belirli bir nem ve sıcaklığın sağlandığı laboratuvar ortamlarında yani gen bankalarında muhafaza edilebilir. Gen bankalarında da çeşitli yıl aralıklarında tohumlar tekrar tekrar çoğaltılır. Yoksa küpte ya da sandıkta bulunan tohumlar çeşidine gore değişmekle beraber 5 – 10 yıldan sonar kullanılamaz. Hali hazırda hiç bir teknoloji ölü tohumların yeniden yeşerilmesini sağlayamaz. Bu anlamda yapılan açıklamalar gerçeği yansıtmamaktadır. 7 bin yıllık buğday yeniden çimlendirilemez. Hatta geçmişte kömür içerisinde bulduk canlandırdık denilen tohumlar da gerçeği yansıtmamaktadır.

Dünyanın önemli internet siteleri de menşei belli olmayan bu tarz tohumları satmaktadır. Yabancılar bu tohumları satın alırsa kaynaklarımız yurt dışına çıkar. Biyogüvenlik yasaları çerçevesinde resmi tohumculuk şirketleri hariç hiç kimse ne tohum satabilir ne de çoğaltabilir.

Geçmişte tarihi eser kaçakçılığı gibi tohumlarımız kaçırıldı, son yıllarda benzer bir durum için Tohum Takas şenlikleri bir paravan olarak kullanılıyor gibi.

Hiç bir yetkisi olmayan insanlar köylerde tohum topluyor ilgili kurumların buna bir dur demesi gerekmekte. Maalesef bu tarz dolandırıcılar köyleri dolaşıp verimli tohum diye işi bilmeyen üreticileri dolandırmaktadır. Son yıllarda tohum, mazot gibi tarısmal girdilerde yaşanan fiyat artışları çiftçileri çeşitli arayışlara ittiğinden fırsatçılar çiftçinin köylünün parasıyla oynamaktadır. Böyle zamanlarda fırsatçılara karşı daha dikkatli olmalıyız.”dedi.

Prof. Dr. Nusret Zencirci,  “Bu tarz projeleri Belediyeler, STK’lar iyi niyetle yaparken durumun ciddiyeti ve tehlikenin boyutunun farkında değiller muhtemelen yoksa tohumlarımızın her an yurt dışına çıkabileceğinin ne demek olduğunu bilmiyorlar.”

Prof. Zencirci, “Tohumların kuraklığa dayanıklı olduğu konusu da gerçeği yansıtmamaktadır. Her tohumun kuraklığa karşı belirli bir mukavemeti olur. Kuraklığa karşı mukavameti olsa da verimi düşük olabilir. Haberde adı geçen buğday halk dilinde Peygamber buğdayı,  Dallı buğday veya Kaba tahıl olarak geçmektedir. Makarnalık buğdayın akrabası olan tür yabani bir türdür. Aanadolu’da bu tür çanakta çömlekte saklanmaz. Ekmeklik bir buğday çeşidi olmadığından, besin değerleri de düşük olduğundan köylüler tarafından tohum olarak saklanmaz, sadece hayvan yemi olarak kullanılabilir.  Dane irilikleri düzensiz olduğundan verimli bir tür değildir. Gösterişli görünümü, uzun boyu  çok verimliymiş gibi algılanmasına neden olsa da sap kalınlığı nedeniyle kaliteli saman bile olmaz.

İstilacı hayvan ve bitki türleri iklim kriziyle birlikte daha da arttı bir yılda binden fazla zararlıyla uğraşan Türk tarımı için bilinmeyen her zararlı tarımda yeni bir mücadele demek.

En büyük problemlerinden biri çeşitli pas hastalıklarına karşı hassasiyet sebebiyle olduğu tarlada her yere hastalık bulaştırabilir. Elden ele dolaştıkça hastalık her yere dağılabilir.

Mevcut pas hastalıklarına, mildiyö, septoria, kök ve kök boğazı hastalıkları ile SBWMV ve BYD virüslerine karşı hassasiyeti var.Bu tarz buğdaylar Türk tarımını kurtarmak bir yana dursun kıtlığa sebebiyet verirler.

Basın maalesef uzman olmayan kişilerin yaptığı bu türden çalışmaları kahramanlık olarak yansıtıp halkın sağlıklı beslenme bilinciyle de oynuyor. İnsanlar ata tohumu (yerel çeşit) tohumu yiyince sağlıklı olacaklarını düşünüyorlar, açıklamalar bilimden uzak hurafelerle dolu. Bu tarz haberler ile Türk tarımının verimini düşürmeye çalışıyorlar. Bu gidişle gerçek Siyes gibi yerel çeşitler kalmayacak.”

Prof. Dr. Nusret Zencirci;” Ata tohumu ekmek, biriktirmek yasak değil, maalesef halkı yanlış yönlendiren çeşitli çevreler var. Sertifikalı tohum kullanmayı özendirmek için yapılan çalışmaları baltalamak için ata tohumu ekmek yasak gibi bir söylem geliştirdiler. Sertifikasız tohumların satışı yasaklandı. Nedeni tarımda verim ve kalite standardını sağlamak.

Kontrolsüz tohum takaslar hastalıkların yer değiştirmesi her yere taşınmasına neden olacağı gibi aynı zamanda da gen kaynaklarının uzun vadede bozulmasına neden olmaktadır. Şöyleki; yıllardır aynı yerde ekilen yerel çeşitlerin başka yerlere taşınmasıyla farklı iklim ve coğrafi özellikler sebebiyle bilerce yıllık genetic özellikleri dejenere olmakta değişmektedir. Bu da yerel çeşitlerin genetic zenginliğini olumsuz etkilemektedir. Sürekli tohum takaslar sağlıklı yerel çeşitlerin özelliklerinin kaybolmasına neden olacağı için ulusal gen kaynaklarının tehlike altına girmesine neden olacaktır.

Kaldı ki Tarım biliminde Ata Tohumu kavramı yoktur. Doğru olan yerel çeşittir. Uzman olmayan kişiler kavramlar üretip insanların duyarlılıklarını sömürüyorlar. Ata tohumundan ekmek yaptık  oda oysa hiç biri yerel çeşit bile değil.

Belediyeler çeşitli STK’lar  maalesef konusunda deneyimli uzmanlar olmadan tohum, fide dağıtımı yapıyorlar. Dünyada büyük kurumlar tarafından yönetilen genetik kaynakların korunması ve iyileştirilmesi için yapılan çalışmalar çoğu zaman çok dar kapsamlı yapılırken içinde birçok yanlışı da barındırmaktadır. Belediye ve kurumlar tarafından yapılan harcamalar çoğu zaman boşa gitmektedir. Belediye ve STK’lar desteklerini bölgede var olan Tarımsal araştırma Enstitüleri’ne yaparlarsa daha bilimsel ve kapsayıcı çalışmalar yapılabilir.”

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.