İklim Değişikliğinin Etkilerine Yönelik Tedbirler Hayata Geçiriliyor

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Çevre Bakanları Toplantısı (EPOC), Fransa’nın başkenti Paris’teki OECD Konferans Merkezi’nde yapıldı. İki gün süren “Herkes İçin Sağlıklı ve Dayanıklı Bir Çevrenin Sağlanması” temalı toplantı çalışmalarında “iklim değişikliği” başlığında müzakereler yapıldı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann’ın ev sahipliğinde, üye ülke çevre bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantının “Net Sıfıra Geçiş-İklim Değişikliği Azaltımı ve Adaptasyona Yönelik İstek Aralığını Kapatma” temalı genel oturumunda katılımcılara hitap etti.

Dünyanın iklim değişikliğinde kritik bir eşikte bulunduğuna işaret eden Bakan Murat Kurum, “Devletler olarak hepimiz, Paris İklim Anlaşması’nın 1,5 santigrat derece hedefi doğrultusunda küresel bir iş birliği içerisindeyiz.” dedi.

Bakan Kurum, özellikle 26. Taraflar Konferansı’nda bu dayanışma ve kararlılığın tüm dünyaya gösterildiğini belirterek, “Ancak şimdi acilen orta ve uzun vadeli hedeflerimize yönelik eylemlerimizi gerçekleştirmek için hızlı bir şekilde adımlarımızı atmamız gerekiyor. Bu yüzden küresel ölçekte yaşadığımız krizleri fırsata çevirmek için iş birliğimizi her zamankinden daha fazla artırmalıyız.” şeklinde konuştu.

İklim değişikliğinin etkilerine yönelik tedbirler

Türkiye’de iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlanması, geçim kaynaklarının, ekonomi ve doğal sistemlerin de iklim değişikliğinden daha az etkilenmesi için çalıştıklarını belirten Kurum, bunun için “tarım sektörünün kuraklığa karşı direncinin artırılması, artan depolama ve altyapı yönetimi yoluyla sel ve sel risklerinin azaltılması, su kaynaklarının entegre yönetimi ve ekosistemlerin korunması” gibi önemli tedbirler üzerinde durduklarını bildirdi.

Bakan Kurum, Türkiye’nin 2011’de hazırlanan “İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı”nı 2053 hedeflerine göre güncellediklerini kaydetti.

İklim değişikliğine uyumda ve dirençliliğin sağlanmasında ulusal çalışmaların yanı sıra bölgesel ve yerel çalışmaların da önem taşıdığını anlatan Kurum, bu kapsamda bölge ve şehirlerin ihtiyaçlarının belirlenmesi, 7 coğrafi bölge için gerekli tedbirlerin alınması ve doğa temelli çözümler geliştirilmesi hedeflerine dönük projeler geliştirdiklerini söyledi.

30 büyükşehir için mevzuat ve teknik rehber hazırlıklarında sona gelindi

İklim değişikliği ile mücadeleye yönelik öncelikli eylemleri içeren “Bölgesel İklim Değişikliği Eylem Planları” hazırladıklarını ifade eden Bakan Kurum, şöyle devam etti:

“Bölgesel İklim Değişikliği Eylem Planı çalışmalarının önemli bir bileşeni olarak Doğa Temelli Çözümler Katalogları hazırlanmıştır. Bakanlığımızın 2019-2023 stratejik hedefleri kapsamında 30 büyükşehir belediyesinde Yerel İklim Değişikliği Eylem Planlarının hazırlanmasına yönelik mevzuat ve teknik rehber hazırlama çalışmalarında son aşamaya gelinmiştir.”

Kurum, şubat ayında, kamu, özel sektör, akademi, sivil toplum ve uluslararası kuruluşların katılımıyla düzenlenen İklim Şurası’nda “azaltım, uyum, yerel yönetimler, finansman ve karbon fiyatlama, teknoloji ile sosyal politikalar” konusunda orta ve uzun vadeli hedeflerin altlığını teşkil edecek tavsiyeleri çalıştıklarını, şuranın sonuç bildirgesinde 217 tavsiye kararının yer aldığını hatırlattı.

Ulusal Katkı Beyanı bu yıl içinde güncellenecek

BM Sekreteryası’na 2015’te sundukları Ulusal Katkı Beyanı’nı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünyaya ilan ettiği 2053 Net Sıfır hedefine uygun olarak bu yıl içerisinde güncelleyeceklerini ifade eden Kurum, şunları söyledi:

“Hem Şura kararlarımızın altlık olduğu hem de Ulusal Katkı Beyanımıza hukuki temel oluşturacak İklim Kanunu çalışmalarımızda da büyük ölçüde ilerleme kaydettik. Kanun kapsamında, 2053 Net Sıfır Emisyon hedefimiz doğrultusunda enerji başta olmak üzere ülkemizde yeşil dönüşümü gerçekleştireceğiz. Ormanlarımız başta olmak üzere yutak alanlarımızı iyileştirip, artıracağız. İklim dirençli toplum olma hedefiyle, bilim temelli etki, etkilenebilirlik analizleri yapacak, uyum faaliyetlerini daha da güçlendireceğiz. Yerel iklim eyleminin güçlendirilmesi amacıyla gerekli tedbirleri alarak yerele kaynak akışını sağlayacağız.”

Emisyon Ticaret Sistemi’ni kuracaklarını, karbon fiyatlama mekanizmasından elde edilecek gelirle sanayicinin temiz üretim ve yeşil yatırımlarını destekleyeceklerini vurgulayan Bakan Kurum, şunları kaydetti:

“Yeşil dönüşüm süreçlerinden en fazla etkilenecek olan istihdam alanlarında adil geçişi temin etmeye yönelik çalışmalar yapacağız. Gençler, kadınlar, yoksullar başta olmak üzere iklim değişikliğine karşı dezavantajlı kesimlerin de süreçlere katılımını sağlayacağız.

Biz, Türkiye olarak tarihi sorumluluğumuz bulunmamasına rağmen bütün uluslararası çalışmalara taraf olduk, iklim değişikliğiyle mücadelede üzerimize düşeni fazlasıyla yerine getirdik, getiriyoruz. Ülke olarak Paris İklim Anlaşması doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadele çalışmalarına katkı vermeye kararlılıkla devam edeceğiz.”

Kurum, “Net Sıfıra Geçiş-Finansal Akış ile İklim ve Çevre Hedeflerini Uyumlandırmak” oturumunda konuştu

Bakan Murat Kurum, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Konferans Merkezi’nde düzenlenen OECD Çevre Bakanları Toplantısı’nın (EPOC) “Net Sıfıra Geçiş-Finansal Akış ile İklim ve Çevre Hedeflerini Uyumlandırmak” başlıklı oturumunda da bir konuşma gerçekleştirdi.

Ülkelerin ekonomik bakımdan kendi kendine yeterli olmalarının ne denli hayati olduğunun bir kez daha görüldüğü günlerden geçtiklerini dile getiren Kurum, bu durumun ekonominin her alanında olduğu gibi çevre ve iklim konularında da geçerli olduğunu söyledi.

Türkiye’nin, katma değer üreten, yeşil kalkınmayı hedefleyen, bölgesinde öncü ülkeler arasında yer aldığına işaret eden Kurum, “Küresel bir tehdit olan iklim değişikliğine karşı somut adımlar atabilmek için koşullarımızı sonuna kadar seferber etmemiz gerekiyor. Bu süreç çok taraflı ve aynı anda birçok alanı etkilemekte. Bu noktada ne yazık ki zaman bizim lehimize değil.” diye konuştu.

Bu konuda ülkelerin, finansal sektör oyuncularının ve OECD gibi uluslararası kuruluşların atabilecekleri adımlar olduğuna dikkati çeken Kurum, ülkelerin, kamu politikalarını iklim finansmanını teşvik edecek şekilde oluşturmaları gerektiğini ifade etti.

Kurum, yeşil sınıflandırma veya taksonomi gibi düzenleyici mevzuatla iklim finansmanı teşvik edilerek yatırımcıların iklim konularına daha fazla ilgi göstermelerinin sağlanabileceğini belirterek, kamu teşviklerinde de faaliyetlerin iklim değişikliğiyle mücadeleye katkısının dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Bakan Kurum, şunları söyledi:

“Dolayısıyla kamu sektörü, finansal piyasaları ve özel sektörü iklim dostu yatırımlar için harekete geçirecek politikalar izlemelidir. Finansal piyasa aktörleri ise iklim değişikliğine ilişkin geçiş riskleri ve fiziksel riskleri gözetecek şekilde finansal kararlar almalıdır. Söz konusu aktörler iklim değişikliğiyle mücadelenin aynı zamanda bir risk yönetimi olduğunun farkında olduklarını gösteren ve uzun dönemli bir perspektifle yatırımları değerlendiren bir yaklaşıma sahip olmalılar.

Aksi halde, yani yeşil dönüşüm için yapılacak yatırımların gerçekleşmediği bir senaryoda, iklim değişikliği finansal sektördeki varlıkları büyük ölçüde tehdit eder duruma gelecektir. Gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğine karşı somut adımlar atmak için ulusal imkanlarını ve şartlarını zorlamaları gerekmektedir. Dolayısıyla gelişmekte olan ülkeler için uluslararası iş birliği ve destek, iklim değişikliğiyle mücadele etmeleri için gereklidir.”

Bu noktada özellikle ülkelerin uluslararası kalkınma kuruluşları ile olan iş birliği fırsatlarının geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Kurum, dünyanın en az gelişmiş ülkeleri için uluslararası sermaye piyasalarına erişimde yaşanan zorluklar, sermaye piyasalarının derin olmaması, finansal sektörde iklim yatırımları için gerekli tasarrufların yetersizliği gibi konular nedeniyle yeşil dönüşüm sürecinin sekteye uğradığını bildirdi.

İklim değişikliğinden en çok muzdarip olanların da yine bu ülkeler olduğunu dile getiren Kurum, “Bu noktada, uluslararası kalkınma kuruluşlarından sağlanan uygun koşullu ve uzun vadeli finansmanın özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki özel sektörün önünü açmak ve uluslararası diğer yatırımcıları ilgili ülkelere çekmek için fırsatlar yaratmasının iklim finansmanında uluslararası iş birliği fırsatlarının önünü açtığına inanıyoruz.” diye konuştu.

OECD’nin uzun yıllardır birçok ülkeyi bünyesinde barındırarak aslında iklim değişikliği politikaları için çok önemli bir tecrübe ve bilgi kaynağı haline geldiğini belirten Kurum, şunları kaydetti:

“OECD içinde ülkelerin birbirleriyle çevre politikaları bağlamında yaptıkları tecrübe paylaşımları, sadece OECD ülkelerine değil, diğer tüm ülkelere rehberlik etmektedir. Çevre politikalarındaki en iyi uygulamalar ve tecrübe paylaşımına imkan vermesinin yanı sıra OECD’nin yaptığı değerli araştırmalar, birçok ülkedeki politikalar için önemli veri ve analizler ihtiva etmektedir. Bu bağlamda, OECD’nin, özellikle çevresel hedeflere yönelik yeşil finansman kapsamındaki kamu politikası uygulamalarının paylaşılmasına imkan veren ve bu politikalara yönelik analiz ve verileri içeren araştırmalarını artırmasından memnuniyet duyacağız.”

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.